27 Şubat 2011 Pazar

Behzat Ç.

Yorgun gecelerin ardından
Hep aynı yere dönerken
Islak sokaklar boyu düşündüm
Solmuş insanların yüzünden
Gülümseme beklerken
Tren yolları boyu düşündüm...



Dizi hakkında söylenecek, irdelenecek o kadar çok şey var ki yalnız onlara geçmeden önce Türk dizileri hakkında bir kaç kelam etmek gerekir.
Son yıllarda insanların Türk dizileri yerine yabancı dizilere kayma eğilimi oldukça hat safa da. Neden?
Kişisel fikrim kaybolan gerçekçilik duygusu.
Düşünün ki bir lise dizisi izliyorsunuz ve lise öğrencisisiniz.
Televizyon denen hayal kutusuna bakıyorsunuz bir de günlük yaşantınıza.
Sabah erkenden kalkıp okula gidiyor dersleri dinliyor ya da dinlemiyor okuldan kaçıyor, iyi kötü bir sevgiliniz var ya da yok, onunla sorunlar yaşıyorsunuz mutlu/mutsuz oluyorsunuz, dershaneye gidiyorsunuz dedikodu/muhabbet ediyorsunuz eve gelip yemek yiyip uyuyorsunuz. 4 yıllık sürede tabi ki hayata dair dersler alıyoruz ama bir erkek olarak lise hayatım boyunca erkekler arasındaki muhabbetimin 3 kelimesinden 2'si küfürdür arkadaşım. Bizim en büyük eğlencemiz hafta sonları yapılan halı saha maçlarımızdır, en çok okuldan kaçıp internet kafede saatlerce oyun oynamaktan zevk alırız...
Yani bir lise dizisi çekiyorsun, ana karakterin bir kere bile okulun tuvaletinde sigara muhabbetine dahil olmamış... Evet olmamış bu dizi.



Bu örnekleri farklı konu işleyen diziler içinde çoğaltabiliriz...

İşte burada Behzat ç. devreye giriyor... Bizden biri... Adam her şeyden önce içiyor lan! Bildiğin birasını rakısını elinden düşürmüyor.
O da bizim gibi telefon bankacılığı ile uğraşırken küfür ediyor hem de çok.

Behzat ç. Türk televizyon tarihinde bir boşluğu dolduran dizidir. Gerçekçilik.

Gerçekçiliği ile hayatta sürekli yaptığımız, kullandığımız ve söylediğimiz şeylerden hem komedi unsurlarını hem de drama unsurlarını görmemizi sağlamıştır bu dizi.

Behzat ç'nin sevdiği kadından aldığı ret yanıtı sonrasında aslında çoğumuzun yaptığı şeyi yapmıştır, türkü eşliğinde içmiştir, kaybettiği kızı hakkında hayallere ve geçmişine dalmıştır. Buraya kadar işin draması vardı peki, Harun'un dolaptaki çocuğa "napıyon lan burda, asılıyon mu?" demesi nedir? Aklıma geldikçe gülüyorum.

Son olarak dizinin belki de ana temasını harika müziklerle süsleyen 'Pilli Bebek'e ayırmak gerekir...
Gerek yok.
Onlar şarkı sözleriyle her şeyi ifade ediyor.

Sanki yıllardır uzaktayım ben
Özlemlerin hep sensiz, derinden
Ama yalanlar görürüm hala
Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya

Olsun demek de zor artık
Çocuk düşlerimiz yok artık.