4 Ekim 2010 Pazartesi

Hayal Kırıklığı vs. Hayranlık


İyi bir film izleme olasılığımız çok yüksektir, büyük bir film izleme fırsatını yılda bir iki kere karşımıza çıkar, ama olay bir filmi 10 yılda bir izleyebiliriz.
Avatar; evet olay bir film. İyi ya da kötü, klişe ya da güzel, orjinal ya da sahte vb. gibi hususlarda tartışabiliriz ama kesinlikle sinema dünyasında ve sinemadaki kendi dünyamızda yarattığı etkiyi görmezden gelemeyiz.
Bende her sinemasever gibi büyük bir beklentiyle sinemadaki yerimi, 3D gözlüklerde gözlerimdeki yerini aldı. Film başladığı anda öyle bir hayranlık duygusuna büründüm ki "adam yapmış" dedim. Uzun bir süre bu hayranlık devam etti fakat sonrasında; bir insana nasıl 3 saat boyunca yeni bir şey vermezseniz ve sıkılırsa bende aynı şekilde (filmden kopmayarak) çok klişe sahneler izlediğim korkusuna hatta ve hatta o kadar abartılmayacak bir film olduğuna karar verdim.
Sinemada geçirdiğim zamana ya da verdiğim 16 tl'ye yanmıyorum çünkü filme hayranlık duyuyorum. Özellikle getirdiği yeni teknolojiye yeni bakış açısına ve yeni duygulara. Her gün yeni çekilecek filmlerinde 3D teknolojisiyle beyaz perdeye gireceğini duydukça filme olan hayranlığım kat ve kat artıyor. Fakat, filmde kullanılan,, asi adam sevdiği kız için üstlerine karşı çıkması, amerikan askerlerinin hiç bir şeye acımadığını göstermesi gibi aklıma gelmeyen bir çok klişenin kullanılması benim için büyük bir hayal kırıklığı. Tabi ister istemez akla şu soru geliyor; sonu belli olan bir film bu kadar hasılat rekoru nasıl kırabilir? Onunda cevabını Umberto Eco adlı bir eleştirmen vermiş ; Bir film bazı klişeleri kullanıyorsa bir hiç, bütün klişeleri kullanıyorsa bir hit olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder